Abdizade Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin yazdığı 12 ciltlik Amasya Tarihi eseri müellifimiz hayattayken sadece 5 cildini bastırabilmişti. Diğer ciltlerinin bastırılması yönünde sürdürdüğü gayretleri ise olumlu sonuç vermemiş ve o büyük eserin 8 cildi el yazması haliyle merhumun varisçilerinde kalmıştı. Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin eserlerinin sadece bir sandıkta veya alelade bir kitaplıkta bekletilmesi Amasya kültürüne, tarihine ve ecdadına vefasızlık olacaktı. Abdizade de hayattayken Amasya’ya gönderdiği bir mektubunda vefatından sonra bu eserin kendisi ile beraber mezara girmesi endişesini taşıdığını ifade etmiş ve Amasyalıları, bu esere sahip çıkmalarını istemişti.
Abdizade Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin 1939’da vefat etmesi ile birlikte ömrünü harcayarak yazdığı eseri de sessizliğe gömülmüştü.
Abdizade’nin hayattayken beklediği ilgiyi Amasyalılardan göremediği için kırgın olduğu biliniyordu. Bu kırgınlığını ifade eden bir şiiri ve Emel Gazetesi’nde neşredilen bir de mektubu vardı. Ama Abdizade’yi unutmayan, ona her halükârda destek veren dostları da vardı. Adını unutturmayan, emeğinin karşılığı olarak vefa duygularını dışa vuranlardan Türk Kültür Derneği Başkanı Muammer ÜLKER, Halit ÖCALAN, Haşim Nezihi Çuhacıoğlu (OKAY) gibi şahsiyetler her daim o’ndan bahseder, yazılarında not düşerlerdi. Bu isimlerin arasında 1946-47’de Belediye Reisliği, 1960-62 askeri idare döneminde Belediye Reis yardımcılığı yapan Ziyaettin TÜREM’den de bahsedilmesi gerekecektir. Zira; Ziyaettin Türem, arkadaşı Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin yazdığı eserin kıymetini bilenlerdendi.
Yazar tarafından basımı tamamlanan Amasya Tarihi’ne abone olmuş ve kitaplığında başucu eseri olarak yıllarca saklamış, kendisi kadar çocuklarının da bu eserden faydalanmasına imkân sağlamıştı.
1977-80 arasında Belediye Başkanlığı yapan Gündüz Türem ile sohbetlerimizin birinde Babası Ziyaettin TÜREM’in Hüseyin Hüsameddin Efendi’ye karşı duyduğu hayranlığı ve dostluğunun neticesinde vefalı bir girişiminden söz etmişti. Bu vefalı girişim, ileri de Amasya Tarihi’nin basılacağı günün beklentisi içinde tozlu raflarda kalan el yazmalarının Amasya’ya kazandırılmasına kadar uzanacak bir fikri yapıya zemin hazırlamıştı.
Gündüz Türem, kendisinin içinde biriken Amasya Tarihi’nin Amasyalılara kazandırılması aşkını şöyle anlattı;
“Babam Ziyaettin TÜREM Abdizade Hüseyin Hüsameddin Efendi ile arkadaşlık yapmışlar. Hüsameddin Efendi, 1924 yılında Milletvekili seçimlerinde Amasya’dan mebus gösterilmesi için müracaatta bulunmuş, fakat bu isteği dikkate alınmadığı için Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin Amasya’ya karşı bir kalp kırıklığı küskünlüğü hasıl olmuştu. Babam bundan çok müteessir olduğunu ifade ederdi. 27 Mayıs 1960 sonrasında askeri yönetim sırasında babam eski belediye başkanı olması nedeniyle Hükümet Dairesinde Vali adına Belediye Başkan Yardımcılığı yaptığında 1961 yılında Abdizade Hüseyin Hüsameddin Efendi’yi Şubat ayında anma günü tertip ettirdi. Maksat hem ailesinin gönlünü almak ve hem de ailenin uhdesinde bulunan Amasya Tarihi’nin basılmamış ciltlerinin basılmasına imkan sağlayacak bir ortamı elde etmekti. Merhum yazarımız için anma günü yerine getirildi. Fakat aile ile kitapların Amasya’ya ya kazandırılmasında önemli bir adım atılamadı. Bu çaba benim içimde bir uhde olarak kaldı. 1978 yılında Belediye Başkanı seçildikten sonra Hürriyet Gazetesi’nin muhabiri ile röportajımızda Belediye olarak yapacağımız çalışmaları sıralarken Amasya tarihi için çok önemli olarak değerlendirdiğimiz ve babamın da en çok arzu ettiği Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin Amasya Tarihi eserinin basılmamış ciltlerinin Amasya’ya kazandırılmasının öncelikli işlerimiz arasında olduğunu kaydettim. Bu fikrimi bazı aile dostlarımız ve çalışma arkadaşlarımız arasında da dillendirmiştim. Benim bu düşüncelerimi aile dostlarımızdan Süreyya, oğluna, oğlu da İstanbul’da Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin himayesi altında yetişen ve Edebiyat Öğretmenliğinden emekli olan hemşehrimiz Haşim Nezihi Okay’a telefonda bahsetmiş.
Haşim Nezihi OKAY’dan 18 Temmuz 1978 tarihli “Evlât” diye başlayan bir mektubunu aldım. Mektubunda Amasya Tarihi kitabının basılmasının düşünülmesinden ne kadar sevindiğini “dünyalar bana bağışlanmış kadar bahtiyar oldum” diyen bir teşekkürünü eklemişti.
Haşim Nezihi Hoca bu teşekkür mektubunda bir başka konuya daha dikkatleri çekiyordu “Geri kalan 8 cildi halen oğlu emekli Albay Kemal YASAR’ın elindedir. Albay bekârdır. Gözünü kaparsa bu ciltler bakkala düşer. Bütün endişem budur” diyordu. Bu cümleler bizi düşünceden harekete geçirdi. Zaman kaybetmeden Haşim Nezihi Okay’ı İstanbul’da evinde ziyaret ettim. YASAR ailesi ile görüşme yapmamızı ve el yazması nüshaların satın alınması yönünde bilirkişilik yaptı. 500.000 lira üzerinde anlaşmaya vardık. Amasya’ya döner dönmez Belediye Meclisi Üyeleri ile değerlendirdik ve bütün telif haklarının Amasya Belediyesi’ne alınması yönünde de Meclis Kararı çıkardık. Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin varisçileri ile bir mukavele yaparak el yazmaları Amasya’ya kazandırıldı.
Amasya Tarihi’nin satın alınmasında beni destekleyen Meclis Üyelerime teşekkür borcumuz vardır. Eğer Meclis Üyelerimiz buna sıcak bakmamış ve vefakâr davranmamış olsalardı 500.000 lira gibi yüksek bir miktarın ödenmesi mümkün olmaz ve o eşsiz eser Haşim Nezihi OKAY hocanın duyduğu endişenin akıbetine uğrayarak belki de bir bakkalın tezgâhında ambalaj kağıdı olarak kullanılabilirdi.”
Haşim Nezihi OKAY’ın düşünceyi harekete geçiren mektubu:
Belediye Başkanı Gündüz Türem 1978 yılında bir gazeteciye verdiği beyanatta Belediye olarak Abdizade Hüseyin Hüsameddin Efendi’nin yazdığı 12 ciltlik Amasya Tarihi’nin orijinal el yazması nüshalarının satın alınması yönünde bir düşüncelerinin olduğunu kayıt ettirir. Bazı dostlarına da bu düşüncesini aktarır. 18 Temmuz 1978’de Haşim Nezihi Okay tarafından Gündüz Türem’e yazılan bir mektup ise bu düşünceyi harekete geçirmeye yetmiştir. Amasya Tarihi’nin Belediye Tarafından satın alınmasına sebep olan mektup aynen şöyleydi;
Sayın Gündüz Türem Beyefendi’ye
Avlât! Ben rahmetli babanın çocukluk, mahalle ve okul arkadaşıyım. Aynı zamanda meslekdaşımdı. Süreyya, Belediye Başkanı olduğunu söyledi. Ben de bir baba dostu olarak çok sevindim. Seni tebrik eder, başarılar dilerim. Amasyalıyım. Çuhacızade rahmetli Hulûsi Bey’in oğluyum. Kırkyedi yıllık edebiyat hocalığından sonra yaş haddinden emekli olmuş 74 yaşında bir hemşehrinizim.
Amasya Tarihi yazarı rahmetli Hüsamettin Efendi’nin himayesi ile yetiştim. Bu itibarla senelerdir onun o büyük eserinin nasıl basılabileceğini düşünüp dururken Süreyya, sizden müjdeyi getirdi. Oğluna da söylemiş. O da bana telefon açtı. “Ne dersin ağabey bu sevinçli habere” dedi. Dünyalar bağışlanmış kadar bahtiyar oldum ve hemen size bu küçük teşekkürnâme ile minnetlerimi bildirmeye kalkıştım.
Efendim hikâye şu;
Rahmetli, eseri kırk yılda tamamlamış, iğne ile kuyu kazmış diyebiliriz. 12 cilt olan Amasya Tarihi, bu akıllara hayret verecek kitabın 4 cildi Meşrutiyet yıllarında Şeyhülislâm Hayrullah (Ürgüplü) Efendi bastırmış, geri kalan 8 cildi halen oğlu Emekli Albay Kemal Yasar’ın elindedir. Albay bekârdır. Gözünü kaparsa bu ciltler bakkala düşer. Bütün endişem bu idi. Hamdolsun bir ümit kapısı açtınız. Ve hakikaten bu muazzam eserin Amasya’ca basılmasın en uygun idi, çok iyi düşünmüşsün evlât.
Albay bu ara yazlıkta. Dönünce onu sizinle temasa geçiririm.
Amasya’yı ne özledim, ne özledim bilemezsiniz. Ölmeden Ayvasıl Bağlarını, o Çakalları, O Soğukpınar’ı görebilecek ve bahçeler içinde düdüklü semaverle bir çay içebilecek miyim? Çocukluğumun geçtiği o sokakları, o mahalleleri, o okullarımı görebilecek miyim? Bak ağlıyorum…
Gözlerinden öperim evlâdım.
Haşim Nezihi OKAY
* Abdizade Hüseyin Hüsameddin Efendi'nin Vefatının 73. yılında- Hayatı, Eserleri ve Hakkında Yazılanlar; Amasya Belediyesi Yayınları 2012






